. The Turks occupied Armenia and deported the Armenians.
2. The Turks systematically massacred the Armenians from after Russo-Ottoman War in 1877-78.
3. From the beginning of 1915, the Turks methodically annihilated the Armenians.
. Talat Pasha gave secret commands for the annihilation of the Armenians.
. 1.5 million of Armenians had been killed in the genocide.
All these claims can be vanished with an objective research:
When the Turks came to Anatolia, an independent Armenia did not exist; thus, it is impossible to say that the Turks occupied the Armenian lands.
- The Armenian riots following the Russo-Ottoman War in 1877-78 are mentioned above. Today it is clearly known that the Armenians revolted to attract the attention of the European Powers.
Events of 1915 were just a measure taken by the Ottoman government to provide security in its territories against the Armenians who stabbed the Ottoman Army from its back. Besides United Nations describes genocide as a government's intention to annihilate a race. There is no evidence to prove such an intention of the Ottoman government. The Ottoman archives are opened to the historians and any further investigation would reveal the facts.
- Armenian historian Andonyan claimed that he found the confidential documents of Talat Pasha and for many years these documents used as the evidence of so-called genocide. However, two Turkish historians researched those documents and proved they are counterfeit.
These telegrams were published in British "Daily Telegraph" in 1919. It was believed that during the occupation of Aleppo forces of General Allenby had found some documents remained from the Ottoman government. When the British Foreign Affairs Bureau have investigated this issue, they have learnt that the documents belonged to an Armenian group in Paris. The original documents of this investigation are still in the British archives.
alat Pasha was killed by an Armenian terrorist called Tehliryan, in Berlin. During Tehliryan's trial in Berlin, five of those counterfeit telegrams adduced to the court although their nullity was proven. The language and the paper of the telegrams were not in the Ottoman style and the experts have clarified this fact.
he number of the Armenian casualties does not have any valid basement. It is said that 1.5 million Armenians were killed but, according to the Ottoman records, there were 1.3 million Armenian habitants. If the total Armenian population was, 1.3 million it is impossible to kill 1.5 million Armenians. However, there is neither a method nor a record to count the Armenian casualties. For example, the president of the Armenian delegate in the Lausanne Conference Bogos Nubar stated that, in that time, 700.000 Armenians migrated to other countries and there were only 280.000 Armenians in Turkey. If these numbers are correct and the Armenian population was 1.3 million, the casualties should be 300.000 including the ones joined the Russian Army and died in the First World War.
n 1918 edition of Encyclopaedia Britannica the number of the Armenian casualties is 600.000 but in its 1968 edition, the number is 1.5 million. As seen the casualties increase on paper.
After the war, in Istanbul, Mustafa Pasha Council was formed and the remaining members of Committee of Union and Progress (CUP) were arrested. The list of the suspects were given by the British and four group of people were arrested:
1. The people who harmed the Armenians and the Greeks during the war.
2. The people who disobeyed the war rules.
3. The people who disobeyed the armistice.
4. The people who disobeyed the allies in Caucassia (these are the Azerbaijani Turks).
t first, the trial was planned to be holding in Istanbul but later the suspects were taken to Malta. Most of them would have been judged from the Armenian genocide. The court took more than a year and the British made long investigations. The arrests were made usually on denunciations, which still exist in the files. The British government asked the Royal Attorney if it is possible to suit against these people but the response was negative, because there were not enough evidence to trace a trial. Britain then asked for evidence to the Embassy in Washington but the response was the same, there was no proof of genocide in the American archives.
he telegrams which, Andonyan mentioned in his book were in Britain at that time. If they were real the British government would have absolutely revealed them to the court and sentence the suspects. If the most keen, Turk opponent Lloyd George's government did not prove anything, it means there is no proof to condemn Turkey.
uring the displacement, the Ottoman government associated with Armenian Relief Society and USA. USA distributed aids to the refugees. In this respect, it is illogical to accuse the Ottoman government by a methodical annihilation movement.
To conclude, it is irrational to accept a counterfeit genocide.
ERMENİ TALEPLERİ VE PROPAGANDASI
Sözde soykırım iddialarının dünya kamuoyu gündemine oturması için tarih boyunca sürekli olarak isyanlar ve terör eylemlerini bir propaganda aracı olarak gören Ermenilerin "Büyük Ermenistan"a ulaşmak yolundaki ilk hedefleri "Dört T Planı" olarak adlandırılabilecek olan gayelerine ulaşmaktır. Dört T Planı, şu dört kavrama dayanmaktadır: Tanıtım, Tanınma, Tazminat ve Toprak... Yani, sözde Ermeni sorunu tüm dünyada terör yoluyla "tanıtılacak", sözde iddialar dünya kamuoyunca kabul edilip Türkiye tarafından "tanınacak", sözde soykırımdan dolayı Türkiye'den "tazminat" ve "toprak" alınacaktır!...
Plana mesnet oluşturan Ermeni iddiaları ise şunlardır:
Türkler Ermenistan'ı işgal ederek Ermenilerin topraklarını ellerinden almışlardır.
Türkler 1877-78 savaşından itibaren Ermenileri sistemli olarak katliama tabi tutmuşlardır.
Türkler 1915 yılından itibaren Ermenileri planlı şekilde soykırıma tabi tutmuşlardır.
Talat Paşa'nın Ermenilerin soykırıma tabi tutulması konusunda gizli emirleri vardır.
Soykırımda hayatlarını kaybeden Ermenilerin sayısı 1,5 milyondur.
u iddiaların hepsi de objektif bir inceleme karşısında dayanaksız kalmaktadır.
Şöyle ki;
- Türklerin Anadolu'ya ilk ayak bastıklarında bağımsız bir Ermenistan devletinin mevcut olmadığı, dolayısıyla da Ermenilerin topraklarının ellerinden alınması gibi bir durumun söz konusu olamayacağı açıktır.
- 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı'ndan sonra Ermenilerin çıkarttıkları isyanlara ve giriştikleri katliama da yukarıda yer verilmiştir. Ermenilerin bu tutumunun Batı dünyasındaki propagandalarına bir zemin hazırlamak amacıyla benimsenmiş bulunduğu da artık açıklığa kavuşmuş bulunmaktadır.
1915 yılındaki olayların kendisini arkadan vuran Ermenilere karşı Osmanlı Hükümeti'nin uygulamaya koyduğu bir tehcir işleminden ibaret olduğuna da keza daha önce işaret edilmiştir. Kaldı ki "soykırım" kavramının bu husustaki Birleşmiş Milletler Sözleşmesi'ndeki tanımlamasına göre, soykırım suçunun oluşması için bir hükümetin bir ırkı ortadan kaldırmak yönünde bir niyetinin bulunması şartı aranmaktadır. Oysa, Osmanlı Hükümeti'nin Ermeni ırkını ortadan kaldırmak gibi bir niyetinin bulunduğunu gösteren hiçbir işaret olmaması bir yana, tam tersine tehcire tabi Ermenilerin güvenlik ve refahının eksiksiz olarak sağlanmasına yönelik hükümet emirlerinin varlığına yukarıda işaret edilmiştir. Öte yandan, Osmanlı arşivlerinin önemli bir bölümü tarihçilerin incelemesine açılmış bulunmakta ve tasnif yapıldıkça peyderpey açılmaya devam etmektedir. Bu belgelerin incelenmesi de Ermeni iddialarının asılsızlığını ortaya koyacaktır.
- Talat Paşa'nın Ermenilerin soykırıma tabi tutulması yolunda gizli emirleri bulunduğuna ilişkin olarak ilk kez Andonyan adlı Ermeni tarafından ileri sürülen ve yıllar boyunca Ermeni iddialarının geçerliliğinin temel kanıtı addedilen "belgeler" in tümüyle bir sahtecilik eseri olduğu, son olarak iki Türk tarihçi tarafından yapılan incelemeler sonucunda hiçbir kuşku veya tereddüde yer bırakmayacak şekilde ortaya konmuştur.
- Bu telgraflar daha önce 1919'da İngiltere'de Daily Telegraph gazetesinde neşredilmiştir. General Allenby kuvvetlerinin Halep ve civarını öngörülenden daha kısa sürede işgal etmeleri üzerine Osmanlıların bütün belgeleri imha edemediklerine ve bu telgrafların Allenby'nin eline geçtiğine inanılmaktadır, İngiliz Dışişleri bu iddia üzerine durumu işgal komutanlığından sormuştur. Sonunda bu belgelerin Allenby kuvvetlerince ortaya çıkarılmadığı ve Paris'te bir Ermeni grubu tarafından ileri sürüldüğü anlaşılmıştır. Buna ait doküman İngiliz devlet arşivlerinde mevcuttur.
Talat Paşa'nın katili Tehliryan'ın Berlin'deki muhakemesi sırasında da bu telgraflar ortaya atılmış ve bilirkişi heyetince beş tanesi gerçek olarak kabul edilmiş ve mahkemede muamele görmüştür. Oysa, telgrafların yazılış ve kaleme alınış şekli, yazıldıkları kağıtlar, bunların Osmanlı belgeleri olmadığını göstermekte ve yukarıda da belirtildiği üzere sahtecilik eseri oldukları kanıtlanmış durumdadır.
Ölen Ermenilerin sayısının 1,5 milyon olduğu iddiası da hiçbir geçerli temele dayanmamaktadır. Şöyle ki, dönemin birçok yabancı kaynakçada doğrulanan Osmanlı nüfus rakamlarına göre tüm Osmanlı İmparatorluğu içindeki Ermenilerin sayısı 1,3 milyon civarındadır. Toplam nüfusları l,3 milyon olan bir topluluğun 1.5 milyon ölü vermesi mümkün olamaz.
Ölen Ermenilerin sayısının kesin olarak hesaplanmasını sağlayacak bir belge ya da yöntem bulunmamaktadır. Örneğin, Lozan Barış Konferansı'na katılan Ermeni heyeti başkanı Bogos Nubar o tarihte Türkiye'de toplam 280,000 Ermeni bulunduğunu, 700,000 Ermeni'nin ise başka ülkelere göç ettiğini belirtmiştir. Bu rakamlar doğru ise toplam Ermeni nüfusu 1,3 milyon olduğuna göre, Ermeni kaybı 300,000 dolaylarında kalmaktadır. Bu rakama çete harekatında veya Rus kuvvetleri saflarında yer alarak ölenler de dahildir. Ayrıca bu kayıpların on misline ulaşan yaklaşık 3 milyon Müslüman'ın da aynı dönemde hayatlarını kaybettikleri unutulmamalıdır.
Encyclopedia Britannica'nın 1918 baskısında, ölen Ermenilerin sayısının 600.000 olduğu kayıtlıdır. Aynı ansiklopedinin 1968 baskısı ise bu sayıyı 1,5 milyon olarak verir. Ölenlerin sayısı kağıt üzerinde artmaktadır.
Savaş sonrasında İstanbul'da Nemrut Mustafa Paşa diye bilinen Mustafa Paşa Divan-ı Harbi kurulmuştur. Enver, Talat ve Cemal Paşalar ile Dr. Nazım kaçmış oldukları için diğer geri kalanlar tutuklanmıştır. Tutuklanması istenenlerin listesi İngilizlerce verilmiştir. Dört grup insan tutuklanmıştır.
Savaşta Ermeni ve Rumlara karşı gayri insani tatbikatta bulunanlar,
Savaş kaidelerine riayet etmeyenler,
Mütareke şartlarına riayet etmeyenler,
Kafkasya'daki kuvvetlerden Müttefiklerin emirlerine uymayanlar (Bunlar Azerbaycan Türkleridir.)
Tutuklananların önce İstanbul'da yargılanmaları istenmiştir. Ancak işgal kuvvetleri istediklerini bulamayınca tutuklananları Malta'ya götürmüşlerdir. Bunların büyük çoğunluğu münhasıran Ermeni soykırımından yargılanacaktır. İngilizler delil araştırmasına girişmişler ve bu bir yıldan fazla sürmüştür. Tutuklamalar ihbar üzerine gerçekleştirilmiştir; ihbar mektupları da dosyalara mevcuttur.
İngiliz Hükümeti İngiliz Kraliyet Savcılığı'ndan bu kişiler hakkında dava açılıp açılamayacağını sormuş; savcılık "Mahkum edilmelerini mümkün kılacak deliller yoktur." cevabını vermiştir. İngiltere bununla da yetinmemiş ve Washington'daki Büyükelçiliğinden Amerikan arşivlerinde deliller aramasını istemiştir. Büyükelçilik tek bir belge bulunmadığını telgrafla bildirmiştir.
Bugün soykırımı ispat için ileri sürülen Andonian'ın kitabındaki telgraflar o zaman İngilizlerin elindeydi. Bunlar gerçek olsaydı İngilizler bunları mutlaka kullanır tutuklananları muhakeme ve mahkum ederlerdi. Lloyd George Hükümeti gibi Türkiye aleyhtarı ve Türkiye aleyhine elinden gelecek her şeyi yapacak bir hükümet bunu yapmadıysa ispat edilecek hiçbir husus olmadığı için yapmamıştır.
Tehcirde, Armenian Relief Society adlı kuruluşun çalışmasına, Ermenilere yardım etmesine, Amerika'dan gelen yardımların dağıtılmasına izin verilmiştir. Yani Osmanlı Hükümeti bir yandan Ermenileri imha kararını almış, diğer yandan yabancıları çağırarak "Siz de gelin ve katliamı seyredin" mi demiştir? Bunun mantıkla hiç bir ilgisi yoktur.
Dolayısıyla, ispat edilmemiş bir soykırımın, kabulünün de söz konusu olamayacağı açıktır.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder